Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

16 Ocak 2011 Pazar

Her Hareketli Çocuk Hiperaktif Değildir !

Hiperaktivite nedir ?
Hiperaktivite olarak da bilinen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu çocuğun yaşamını etkileyen nörobiyolojik bir bozukluktur. Araştırmalar hiperaktiflerin beyinlerindeki nörokimyasal yapının diğer bireylere göre farklı olabileceğini göstermektedir.



 Kimlerde, ne sıklıkla görülür ?
Pek çok çocuk zaman zaman hiperaktif davranışlar sergiler. Hiperaktif terimi her hareketli çocuğa yakıştırılan bir terim haline gelmiştir. Hiperaktivite okul çağındaki çocukların  % 3-5’inde bulunan ve erkek çocuklarda kızlara oranla 3 kez daha fazla görüle psiko-eğitimsel bozukluktur.

Belirtileri nelerdir ?
En yaygın belirtileri dikkatsizlik, düşünmeden hareket etme, iyi düzenlenemeyen motor etkinlikler- yani aşırı hareket veya hareketsizlik-, başarıda tutarsızlıktır.

Nedeni nedir ?
Nedenleri çok yönlüdür ; beyin hasarı ve travmalar, diğer tıbbi durumlar, çevresel toksinler v.b. Ancak hiperaktiviteye yol açan ana neden kalıtımdır. Hiperaktif çocukların pek çoğunun anne/babaları okul çağında benzer sorunlar yaşamışlardır.
Hiperaktivitenin belirtilerini andıran diğer sorunlar nelerdir ?
Öğrenme güçlükleri, duygusal bozukluklar, davranış sorunları, ciddi ailevi sorunlar yaşayan veya uygun olmayan eğitim ortamlarında yetiştirilen bazı çocuklarda da hiperaktiviteye benzer sorunlar görülebilir. Bu nedenle hiperaktivite tanısı konulmadan önce sorunun geçmişi ve ayrıntıları uzmanlar tarafından araştırılmalıdır.
Hiperaktivitenin güvenilir şekilde teşhisini sağlayan işlemler nelerdir ?
Doğru tanı konulması için yapılacak işlemler uzmanın aile, öğrenci ve öğrencinin sınıf, branş, rehber öğretmenleriyle görüşmesini, değerlendirme ölçek ve testlerini uygulanmasını içermektedir.

Hiperaktivitenin teşhisi için öğretmenler nelere dikkat etmelidirler ?
Öğrencinin dikkati yoğunlaştıramaması, başlanan işi bitirememesi, hayal kurması, düşünmeden hareket etmesi, verilen ödevi eksik bırakması, düzensiz ve aşırı hareketli olması, sıklıkla eşyalarını kaybetmesi, sırasını beklememesi önemli ipuçlarıdır.

Okuldan elde edilen bilgi neden önemlidir ?
Çocuğun okul başarısının değerlendirilmesi, akademik ve sosyal gelişiminin akranlarıyla kıyaslanabilmesi ve öğretmenin müdahale çabalarının irdelenebilmesi için gerekli ve önemlidir.


video
Çok yönlü tedavi programı neleri kapsar ?
Hiperaktif çocuklara yönelik tedavi programları tıbbi müdahale, davranış değiştirme, psikolojik danışmanlık ve eğitimsel düzenlemeleri içeren süreçleri kapsar.

Tedavi programının başarısı neye bağlıdır ?
Erken tedaviyle hiperaktif çocuğun geleceği için umut verici sonuçlara ulaşılmaktadır. Hiperaktivite etkilerinden tam anlamıyla kurtulamayacak olsalar da onlara yardım etmenin pek çok yolu vardır. Doktor, öğretmen, psikolojik danışman ve aile bireylerinin işbirliği ile hiperaktif çocuk normal bir yaşam sürdürerek, başarılı ve mutlu bir yetişkin olur. 

Konuyla ilgili Linkler:
http://www.pedam.com/cocuk_psikolojisi/adhd.htm

Hiperaktif Çocuk - Yaramaz Çocuk

video


Çocuğunuz okul hayatında başarısız, yaşıtlarına göre aşırı hareketli ve dikkatini bir türlü toplayamıyor mu? Eğer bu gözlemleriniz sürekli devam ediyorsa ve çocuğunuz hem evdeki hem de okuldaki hayatında aynı hareketlilik ve dikkatsizliği gösteriyorsa bu konuya önem vermenizde fayda var.
Son yıllarda sıkça duymaya başladığımız Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu nda size saydığımız bu belirtilerin biri ya da birkaçı bir arada bulunabiliyor.
Öncelikle bir çocuğun hiperaktif olduğunu söyleyebilmek için onun normal çocuklarla kıyaslanamayacak kadar aşırı derecede atak, hareketli olması gerekir. Örneğin, bu çocuklar yüzme bilmeden derin suya atlamak, yoğun trafikte hızla giden arabaların önüne fırlamak gibi aşırı hareketlerde bulunurlar. Dikkatlerini bir konu üzerinde toplayamazlar. Ayrıca sadece evde değil okulda ve günlük yaşamda da aynı şekilde davranışlar gösterirler.







Hiperaktivite bozukluğunun üç temel belirtisi vardır. Çocukta bu belirtilerin hepsi bir arada bulunabilir ya da sadece biri ya da ikisi görülebilir



- Çocuk çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, etkinliklerde hatalar yapar. Örneğin, satrançta, sporda dikkatsizce hatalar yapıyorsa bu önemli bir bulgudur. Ancak burada altının çizilmesi gereken nokta sadece okulda, derslerinde değil, kendi sevdiği etkinliklerde de hatalar yapmasıdır.


- Düşünmeyi gerektiren aktivitelerden kaçarlar. Örneğin, satranç, bilmece çözme gibi şeylerden uzak durabilir.


- Gerçek dikkat eksikliği olan çocuklar dışarıdan gelen en ufak bir uyarana derhal tepki gösterirler. Bir zil sesi, bir ışık çocuğun dikkatini hemen dağıtır.


- Kendisiyle konuşulduğu zaman dinlemiyor gibi gözükür. Çoğu zaman da kendisine söylenenleri yerine getirmez.



- Çoğu zaman kendi için gerekli olan, defter, kalem ve benzeri eşyalarını kaybeder.



- Çoğu zaman çocuk o kadar ataktır ki daha soru bitmeden hemen cevap verir, herkesin sırasını beklediği yerde sıra beklemez. Bu ilk defa ana okulunda ya da okulda ortaya çıkar.



- Çoğu zaman başkasının sözünü keser, başkasının oyununu bozar.



- Çoğu zaman kıpır kıpırdır yerinde duramaz. Hareketlerinde bir aşırılık söz konusudur.




- Oturması beklenen yerde oturamaz kalkar, sınıfta kendini tutamaz, kalkar dolaşır.



- Etkinliklere katıldığında oyunu bozar, sırasını beklemek istemez, devamlı hareket der.



- Çok konuşur, söze karışır.


Küçük yaşta da anlaşılabilir



Genellikle kula başlama çağlarında göze çarpan bu durum, dikkatli bir gözlemle 1-1.5 yaşlarında da tanınabilir. Hatta bazılarının anne karnında bile çok hareketli oldukları veya doğumdan hemen sonra anne kucağında ya da yatağında durmadan hareket ettikleri gözlenir. Bu bebekler, huysuz, huzursuz güç bebek olarak tanımlanır. Yaşamın ilk birkaç ayında aşırı hareketlilik, yeme ve uyku bozuklukları görülebilir. Emekleme dönemi veya yürümeye başladıkları zaman çok hareketli ve atak oldukları için birkaç kişinin devamlı bakımı gerektiği söylenir.



Hiperaktivite bozukluğunun birinci dereceden akrabalar arasında görülmesi kalıtsal geçiş şüphesini ortaya atmış. Hiperaktivitenin gelişme ihtimalleri arasında gebelik ve doğum komplikasyonları, anne - babada alkolizm, depresyon, annenin sigara içmesi gibi durumların da etkili olduğu düşünülüyor.





Çocuk Psikiyatristleri aile ve öğretmenlerin yaramazlık ve hiperaktiviteyi birbirine karıştırdığını belirterek, bu konudaki farka dikkat çekiyor. Bazı aileler aslında yaramaz olan çocuklarının hemen hiperaktif olduğu düşüncesine kapılıyorlar. Aynı şekilde öğretmenler de bu kanıya kapılıyor. Oysa ikisi çok farklı.
Hiperaktivite tanısının mutlaka bir çocuk psikiyatristi tarafından konulması gerekir. Çünkü tembel, şımarık ve yaramaz çocuklar da bu bozuklukla karıştırılabilir. Bu yüzden tanının iyi konulmuş olması son derece önemli. Eğer çocuk gerçekten hiperaktif ise gençlik yıllarında da yüzde 80 oranında devam eder. Yetişkinlikte ise yüzde 30-60 a kadar devam edebilir. Burada korkulan durum daha çok ileri yaşlarda ortaya çıkıyor. Çünkü çocuk tedavi edilmezse okulu bitiremiyor, aşırı tezcanlı olduğundan çalışarak bir şeyleri başarmayı beklemiyor, hırsızlık gibi kolay yoldan para kazanma davranışlarına yönelebiliyor. Toplum dışı bazı davranışlar göstererek, etrafına zarar verebiliyor.


Konuyla İlgili Linkler:




2 Ocak 2011 Pazar

İnternetin çocuklarda okuma-yazmaya ilişkin yarar ve zararları

İnternetin Çocuklarda Okuma ve Yazmaya Yararları :

video


Bilgisayar; çocukların yaşadıkları deneyimlerini yönlendirmelerine, hızlarını ayarlamalarına ve kendilerini rahat hissettikleri zorluk derecesini seçmelerine yardımcı olur. Çocukların bilgi toplarken çeşitli becerilerini (okuma, yazma, seçme, sınıflandırma vb.) kullanmalarını sağlar.Bilgisayar çocuklar için çok etkileyici ve ilgi çekici olduğundan; tüm ilgilerini toplamalarını ve konsantre olmalarını sağlayabilir
.Çocuklar, bilgisayar konusunda bilgileri arttıkça, teknolojiye karşı daha olumlu bir tutum geliştireceklerdir. Bu da onların gelecek yaşamlarında önemli bir rol oynayacaktır.İyi eğitim yazılımları; çocukların temel becerilerini -okuma, yazma gibi- geliştirmelerine yardımcı olmanın yanı sıra, daha üst düzeyde neden-sonuç ilişkisini anlamalarında, üst düzey problem çözme, yaratıcı düşünme gibi becerilerini geliştirmelerinde de etkili olabilir.Bilgisayarlar özel durumu olan çocuklar için de yararlar sağlamaktadır.
Bilgisayarların duyma, konuşma, motor gelişimi konularında sorunları olan çocuklar için oldukça yararlı olduğu gözlenmiştir. Bu tür çocuklar özellikle bilgisayarların; ihtiyaca göre hızının ve fonksiyonlarının ayarlanabilmesi, öğrenmesini bekleme konusunda sabırlı olması özelliklerinden yararlanırlar. Bilgisayarlar, bu tür çocukların kendilerine olan güven ve saygılarını geliştirir ve gerçek dünya ile bütünleşmelerini kolaylaştırır.


İnternetin Çocuklarda Okuma ve Yazmaya Zararları:

İnternet kullanma bir gelişmişlik ve çağdaşlığın ifadesi olmasına karşın internetin bilinçsiz kullanılması çocukta onarılması zor ciddi yaralar açabilir. Günümüzde internet bağımlılığı o seviyeye gelmiş ki uzmanlar internet kullanım bağımlılığını patolojik bir problem olarak ele alarak “internet bağımlılığı bozukluğu ”(internet addiction disorder ) şeklinde tanımlamışlardır. Öyle ki bilgisayarın ve internetin bilinçsiz ve kontrolsüz kullanılması insan üzerinde hem ruhsal hem de fiziki bazı rahatsızlıkları ortaya koymuş, hatta bağımlılık seviyesine çıkartarak bir hastalık halini almıştır. Bunda en önemli faktör internet ortamının tamamının kontrol altında alınamaması, istenen bilginin yanında istenmeyen zararlı pencerelerin açılması örnek gösterilebilir.  

Bilgisayarların yetişkinler kadar, çocuklar üzerinde de etkileyici, kendine bağlayıcı bir etkisi vardır. Zaman zaman çocuklarımızda bu okuma yazma problemlerine neden olur.Bazen de çocuklarımızın bilgisayar karşısında büyülenmiş gibi saatlerce durduklarını fark ederiz. Bu gücün etkisini tam olarak bilemediğimiz için, bu sürede çocuğu gözlemek ve denetlemek gerekir. Aşağıda bilgisayardan kaynaklanabilecek bazı olumsuz durumlar verilmiştir:



1)Eğer bilgisayardaki yazılım programı çocuğun yaşına uygun değilse, çocukları hayal kırıklığına uğratabilir ve bilgisayarın başarısızlıkla özdeşleşmesine yol açabilir.Yaşına uygun olmayan yazılım programlarını kullanan çocuklarda; şiddet kullanma, kaba bir dil kullanma, izlediği hızlı grafik ve animasyonlardan dolayı aşırı hareketlilik gibi etkiler görülebilir.
2)Uzun süreli bilgisayar kullanmak çocuklarda fiziksel problemlere yol açabilir. Bu problemlerin başında; göz rahatsızlıkları, radyasyonun olumsuz etkileri, duruşta ve iskelet yapısında bozukluklar gelmektedir.
Özetle, bilgisayar ve internet kullanımının olumlu etkileri olduğu gibi olumsuz etkileri de vardır. Bu olumsuz etkilerini yok etmek için, çocukların gelişimi açısından yaralı sitelere yönlendirmek yakın denetim ve kontrollü yönlendirmede bulunmak çocuklarda okuma yazma konusunda olumlu gelişmeler sağlayacak ve interneti doğru şekilde kullanmalarını sağlayacaktır.

Konuyla İlgili Linkler:

21 Aralık 2010 Salı

Çocukların Özgüven Gelişimine Nasıl Katkıda Bulunuruz?

İç özgüven için gereken dört önemli noktayı bir kez daha anımsayalım:
• Kendini sevmek
• Kendini tanımak
• Kendine açık hedefler koymak
• Pozitif düşünce

Bu niteliklerin her biri anne baba olarak sizlerin tutumu ve davranışlarıyla orantılı olarak önemli ölçüde artar azalır.
Çocuklarınıza onları ne Kadar çok sevdiğinizi Söyleyin. Çünkü anne ve babası tarafından sevilen bir çocuk kendini sevmeyi öğrenir. Bu sevgiyi “açıkça” ve “sık sık” dile getirmeniz gerekir. Çünkü çocukların aklımızdan geçenleri bilmesi mümkün değildir. Sevgimizi dile getirirken mesajımızın doğru anlaşıldığından emin olmalıyız. Örneğin “annesi ne kadar çok severmiş” yerine “ Seni seviyorum” diyebilirsiniz. Eğer mesajımızı uygun bir dille iletmezsek, çocuğun benlik saygısını zedeleyebiliriz. Yetişkinler ve çocuklar (özellikle büyüdükçe) sevginin yalnızken, hatta bazen yazılı olarak ifade edilmesini tercih ederler.
Onu neden sevdiğinizi açıklayın. Hepimiz ne kadar “harika” iyi ya da özel olduğunuzu duymaktan hoşlanmamıza karşın bu tür övgüler belli nedenlere dayandırıldığı zaman daha çok tatmin olmaz mıyız?. Bu yüzden çocuklarınıza sevginizi ifade ederken, hayran olduğunuz ve beğendiğiniz niteliklerden örnekler verin. (örnek “yaratıcı gücüne hayranım”)
Onu koşulsuz sevdiğinizi vurgulayın. Çocuk ona olan sevginizin birtakım koşullara bağlı olduğunu düşünmemelidir. Gerçekle uzak yakın hiçbir ilgisi olmasa da, çocukların pek çoğu sınavlardan iyi notlar almazsa ya da yüzme yarışlarından birinci gelmezse, anne babasının sevgisinin azalacağına inanır. Ev onun için, risk ve tehlikelerle dolu dünyadan döndüğü zaman, sevgi için emniyetli bir yakıt alma istasyonu gibidir. Öncelikle onun doğru yaptığı bir şeyi görerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin odası karma karışıksa ve sadece yatağı toplanmış ise ona “gerçekten yatağını topladığına çok sevindim. Şimdi senden istediğim şey masanı temizlemen” diyebilirsiniz.
Çocuklarınızın, yaşamınızdaki olumlu etkilerini onlarla paylaşın. Onlara, varlıklarının yaşamınızın niteliği üzerine ne kadar olumlu bir etki yaptığını anlatın. Eğer sorunlarınızı da onlarla paylaşıyorsanız, onların her türlü sıkıntıyı değdiğini belirtin ve yaşamınızdaki olumlu katkılardan söz ederek, paylaştıklarınızı dengeleyin. Çocuklarınız dünyayı yepyeni bir gözle görmenizi sağladıysa ya da her şeyin üzerinde tuttuğunuz bu sevgiyi ve size yaşattılarsa, lütfen bunları onlarla paylaşın ve kendinize saklamayın. Çünkü her türlü sıkıntıya değdiklerini bilmek isterler.
Onların düzeyine inmeyi bilin. Bunun hem fiziksel hem de zihinsel anlamda yapılması çok önemlidir. Pek çoğumuzun çocuklarla konuşurken eğilmek yerine, diz çökmek gerektiğini bilmemize rağmen bunu her zaman yapmadığını biliyoruz. Fiziksel duruşunuzu değiştirmekle ona duygularını anladığınız mesajını verirsiniz. Ayrıca çocukların zihinsel düzeyine inebilmeniz çok önemlidir. Bu çocuğunuzun bulunduğu yaşın gerektirdiği özel dili öğrenmeniz anlamına gelmez. Sadece sizin konuştuğunuz sözcükleri ve kavramları anlayacak yaşa gelmeden, onları kullanmayın.
Kendilerine dikkat etme ya da kendilerini besleme konularında onları teşvik edin. Çocuklarımıza mümkün olduğunca erken yaşta, hem bedensel hem zihinsel sağlığımıza gereken özeni göstererek kendimizi kanıtlamamız ve kendimize olan saygımızı zedeleyecek alışkanlıklar edinmememiz gerektiğini öğretmeliyiz.
Kendilerini aşağılamalarını engelleyin. Çocuklarınız benlik saygılarını kaybetmeye başlar başlamaz (içinde yaşadıkları kültür nedeniyle, belli bir yaşta bu kaçınılmazdır) kendilerini  nasıl aşağıladıklarına dikkatlerini çekebilir ve duygularını farklı bir şekilde nasıl ifade etmeleri gerektiğini öğretebilirsiniz.
Bırakın güçlü oldukları konularda çocuklarınız sizlere yardım etsinler. Çocuklar yaşamlarında çok sıkıcı ve tatmin olamayacakları pek çok işi yapmaları gerekecektir, ama yine de çocukların  size yardım ederek tatmin olmaları mümkündür. Eğer birine yardım ederken çok özel yeteneklerimizi kullanıyorsak, kendimizi değerli hissetmemiz gayet doğaldır. Örneğin yaratıcı gücü fazla olan bir çocuğun masayı hazırlamasına ya da odayı dekore etmesine veya bir başka çocuğun bozuk paralarınızı saymasına ya da dolabınızı yeniden düzenlemesine izin verebilirsiniz.
Yaptığı işe karışmayarak duyduğunuz güveni belli edebilirsiniz. İster kumdan bir kale yapmak, ister zor bir matematik projesi hazırlamak olsun, çocuğun herhangi bir etkinliği tek başına yapmasına izin vermek, ona duyduğunuz saygının sözsüz ifadesidir. Anne babalar genellikle farkında olmadan, çocuklarının sıkıntı çekmelerine dayanamayarak, gereksiz yerlerde yardıma koşarlar. Bu yüzden çocuğunuza yardım etmeden ya da önerilerde bulunmadan önce, çocuğunuzun böyle bir yardıma gerçekten gereksinimi olup olmadığını ve benlik saygısı kazabilmesi için onu sorunuyla baş başa bırakmanızın daha iyi olup olamayacağını kendisine sorun. Şunu unutmayın ki, çocuklar da yetişkinler gibi, bir işi (genellikle hata yapsalar da) kendi kendilerine yapmaktan daha çok mutluluk duyarlar. Aynı şekilde, çocuk bir sorununu ya da endişesini dile getirirken  onun duygularını ve ikilemlerini dinleyerek de anlayış gösterebilirsiniz. Onun gereğinden önce teselli etmeniz ya da gereksiz önerilerde bulunmanız çocuğa hatalı olduğu mesajını verecektir.
Her Çocuğun gereksinimlerine göre zaman ayırın. Bir den çok çocuğunuz varsa , her çocuğunuza eşit zaman ayırabilmek çok önemlidir. Zamanınızı ve enerjinizi çocuğun gereksinimlerine göre ayırmanız daha akıllıca olacaktır.
Haksızlıklarla karşılaştığında onun tarafını tutun ve onu koruyun. Toplumumuzda çocuk hakları her geçen gün daha önem kazansa da çocuklarımızın her biçimde haksızlıkla yada istismarla yüz yüze gelmesi ve bu yüzden kendilerini çok güçsüz ve zayıf hissetmeleri olasıdır. Günlük yaşamda başlarına çok değişik şeyler gelebilir. Örneğin,
- Daha büyük çocuklar kötü davranabilir.
- Düşüncesiz biri çocuğunuzla alay edebilir ya da onu aşağılayabilir.
- Spor etkinliğinde haksızlığa uğrayabilir.

Eğer bu durumlarda çocuklara psikolojik yardım edilirse, duygusal olarak her türlü yara tedavi edilebilir. Diğer bir deyişle, kendilerinden güçlü birisinin şunları yapması gerekir:
- Karşısındaki kişiye kızdığını söylemek
- Kendilerine yapılan haksız bir davranış olduğunu kabul etmek,
- Durumun kendi hatalarından kaynaklanmadığını söylemek
- Duygularını kabullenmek ve duygularını ifade etmesine yardımcı olmak,
- Onlar adına onları savunacak ya da koruyacak önlemler almak ya da kendilerini ortaya koyabilmesini sağlamak.

Herhangi  bir biçimde önlem almayı düşünmüyorsanız, en azından onun adına karşıdaki kişiye çok kızdığınızı ve onu her zaman korumak istediğiniz söyleyerek benlik saygısını kaybetmesini engelleyebilirsiniz. Kendisini koruyacak yaşa gelene kadar, her zaman desteğinizi istemeye hakkı olduğunu da söylemeyi unutmayın.
Çocuğunuzu tanıyın. Çocuğumuzu tanımaya çalışmak, hem onu hem gerçekten sevdiğimizi göstermenin bir yolu, hem de onun kendisini tanıması için uygun olan ortamın hazırlanmasıdır.Çocukların rahatlıkla kendilerini ortaya koymasına yardımcı olabilmenin bir yolu onlara “açık” sorular sormaktır. Bu tür sorulardan kastedilen yanıtları kısaca “evet” yada “hayır” olmayan sorulardır.
Riske atmalarını teşvik ederek potansiyellerini sınamalarını sağlayın. Kendi olumsuz deneyimlerinizin veya çocuğunuzun çok duyarlı olması nedeniyle, çocuğunuzu aşırı şekilde koruma eğiliminiz varsa, uyarınızla çocuğunuzun riske atılmak için duyduğu isteği sabote etmeyin. Hatta çocuklarınız riske atılacağı zaman onlardan uzaklaşmaya çaba gösterin.
Eleştirileriniz dolaysız, dürüst ve açık olsun. Anne babaların çoğu kendilerine olan güvenlerini sarsmamak için çocuklarını eleştirmek istemez. Oysa kişinin  kendilerini tanıyabilmesi için eleştiri her zaman gerekli araçtır. Çocuğunuz eleştirirken;
•  Mümkünse doğru zamanı ve yeri seçin(örneğin, arkadaşlarının önünde değil)
• Eleştirilerinize, mümkünse olumlu bir gözleminiz yada yorumunuzla başlamanızda yarar vardır.
• Benlik duygularına zarar verecek bir dil kullanmaktan kaçının. (Örneğin “bebek gibi davranıyorsun”)
• Kişiliğini değil davranışlarını eleştirin. ( Örneğin “çok pasaklısın” yerine “Yemek yerken etrafı kirletiyorsun” gibi.)
• Överken olduğu gibi eleştirirken de genel konuşmayın, davranışlarını belirtin.
• Eleştirdikleri zaman çocuklarınızın kendilerini değerlendirmelerini ve size yanıt vermelerini sağlayın. Ona yanıt vermesi için zaman tanıyın.Kaynak:

BİLFEN okulları rehberlik bölümü kitapçığı 

Eyvah çocuğum bir 'indigo'

Eğer çocuğunuz normal çocuklar gibi davranmıyor, gün geçtikçe aranızdaki uçurum fazlalaşıyor, siz sinir küpü oluyorsanız ona bakışınızı değiştirin. Çünkü o henüz tanım konamayan “indigo” çocuklardan birisi olabilir. Çocukların yaramaz olması, söz dinlememesi yaygın ve kabul gören bir durumdur. Fakat düz duvara tırmanıyor, bir koltuktan diğerine uçarak gidiyor, yaşından önce konuşuyor, kendisine ‘çocuk’ muamelesi yapılmasına kızıyorsa hem aileler hem de doktorlar tarafından ‘hiperaktif’ olduğu varsayılır. Oysa ki aşırı yaramaz, yaşından beklenmeyecek kadar zeki ve ailesiyle kavga edecek kadar uyumsuz bir çocuksa o belki de bir ‘indigo’dur. Onlar bizim bildiğimiz tarzda çocuklar değil. 
Anne-babalardan çocuklarına geçerek nesilden nesile aktarılan klasik eğitim tarzını kesinlikle reddediyor. Kendi yöntemlerinizle bir şeyler yaptırmanız neredeyse imkansız. Saygı duymak ve görmek istiyor. Hiçbir zaman bebek muamelesi yapılmasından hoşlanmıyor. Çok küçük yaşlarda bile onlarla her şeyi konuşmanız gerekiyor. Duygusal sömürüye hiç gelemiyor. Onlar için her durum karşısında değişmeyen sevgi belirtileri çok önemli. Bakışları, olaylar karşısındaki duruşları çok net ve keskin. Algıları ve sezgileri yüksek. Enerjileri çok fazla. Uzmanların bir kısmı hiperaktif teşhisi koysa da hem kendileri hem de aileleri bunu kabul etmiyor.


Çünkü onlarda öğrenme problemi, dikkat eksikliği görülmüyor. Herhangi bir bilgiyi öğrenmesi için yapmanız gereken tek şey; mantıklı açıklamalarla bunun gerekliliğini anlatmak. İndigo çocukları araştıran kişilere göre de bırakın öğrenme bozukluğunu 21. yüzyılın kurtarıcısı olabilme potansiyeline sahipler. Sosyal ilişkileri ise güçlü.


Nereden çıktı bu indigolar?


İlk olarak 1982 yılında Nancy Ann Tappe “Yaşamınızı Renk Yoluyla Anlama” kitabında indigo kavramından bahsetti. Çocukların davranış kalıpları ilk kez bu kitapta tanımlandı. Doğruluğu ise yaşayan birçok kişi tarafından onaylandı. Bu kitap sayesinde “indigo çocuk” kavramı gündeme alındı. 1986 yılında da danışman ve konuşmacı Lee Carroll ve Jan Tober ‘İndigo Child-The New Kids Have Arrived’ isimli kitaplarında bu çocukları anlattı. Kitabı yazma nedenlerini ise şöyle açıklıyorlar: “Biz anne-babalardan yeni bir sorun türünü işitmeye başlamıştık. Zor ve garip yapıdaydılar. Onlar yetişkin ve çocuk rollerinde beklenmedik davranışlar gösteriyor ve kendi kuşağımızın deneyimlerine aykırı bir yer değiştirmeyi temsil ediyordu. Aynı şeyi uzmanlar da kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. Sorunlu anne-babalar artık ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Bu çocukları incelemeye aldık. Çünkü anlaşılmaya ihtiyaçları vardı. Anlaşıldıkları takdirde de geleceğin en etkili bireyleri olacaklardı.”


İndigo çocuklar hakkında birbirine benzeyen değişik tanımlamalar var. Genel ve kesin bir tanımlama getirilemiyor. Çünkü, tıp dünyası bu çocukların var olduğunu kabul etmiyor. Bu tarz çocuklar için tek bir tanımlama var. O da hiperaktif. Fakat, indigo çocuklara sahip ailelerin çocukları hiperaktiflikten uzak.


Anormal olan onlar değil, bizleriz


Tanımlar arasında farklılıklar olsa da genel anlamda indigo çocuk; “bir dizi olağandışı psikolojik nitelik sergileyen, daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösterip özel davranış şekilleriyle muamele gerektiren ve klasik eğitim düzenini yıkmayı amaçladıklarına inanılan çocuklar” olarak tanımlanıyor.


Bebeğim Kreş’in 18 yıldır sahibi ve yöneticisi Ayla Özaygen de bir indigo çocuk annesi. Bu kavramı Türkiye’de ilk olarak gündeme getiren kişilerin başında geliyor. Kreşte bulunan çocukların bir çoğu da ingido çocuklardan oluşuyor. Özaygen, indigo çocukların bir yere kadar anlatılabiliceğini düşünüyor. İndigo çocukları araştırma nedenini de şöyle açıklıyor: “18 yıldır çocuklarla birlikteyim. Bir şeylerin iyi gitmediğini, yetmediğimi düşünüyordum. Bazılarının çok daha farklı olduğunu anlıyordum. Onların keskin tavırlarını çözemiyordum. Kroyon dizisini okudukça çocukları biraz daha çözümlemeye başladım. Anormal olan onlar değil, biziz demeye başladım.”


Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sema Özörnek’in 2,5 yaşındaki oğlu Deniz, bir indigo. Özörnek, mesleği itibariyle birçok çocukla içiçe. Dolayısıyla Deniz’in farkını anlaması kolay olmuş. Özörnek, anne-babaların kendi aile sorunları yoksa ve ruhen rahatlarsa çocuklarının davranışlarını daha kolay analiz edebileceklerine dikkat çekiyor. “Daha 2 yaşındayken beni yönlendirmeye başladı. Konuşamıyordu, ama neyi nasıl istediğini anlatıyordu. Evde istediği düzenin nasıl olduğunu öğretiyordu. Eşyalarının kendi isteği dışında konmasına itiraz ediyordu.” diyor.


Ekonomist Yasemin Pınar Aktürk’ün kızı İlayda da 2,5 yaşında. Dokuzuncu aydan beri konuşuyor, yürüyor. Annesine göre yetişkin olarak yapması gereken her şeyi yapabiliyor. Büyük insanlar gibi olayları iyi ve net tanımlayabiliyor. Doğru kelimeleri doğru zamanlarda kullanıyor. Birçok indigo gibi onu ikna etmek çok zor ve yapacağınız her eylemin mantıklı bir nedenini sunmak zorundasınız. Yaşıtlarına göre fazlasıyla hareketli. Bir türlü öğle uykusuna yatırılamayan İlayda annesinin “Öğle vaktinde uyuman gerekiyor. Çünkü, senin büyümeni sağlayacak büyüme hormonu ancak bu şekilde görevini yerine getirebiliyor. Büyümek istiyorsan uyuman gerekir.” açıklamasından sonra uyumaya başlıyor.


İndigolar kişisel konforu bozuyor


Yasemin Pınar Aktürk, kızı İlayda sayesinde hayata bakış açısının değiştiği görüşünde; “İlayda’ya anlamsız, sizin bile tanımlayamayacağınız şeyleri kesinlikle söylememeniz, ağzınızdan çıkan her şeyin nedenini nasılını anlatmanız gerekiyor. Doğduğu andan itibaren böyleydi. Poposu pişikken altını değiştirmek istediğimde hiçbir açıklama yapmadan temizlemeye çalışırsam bağırıyor, engelleyici hareketler yapıyordu. Onun altını neden temizleyip krem sürmem gerektiğini anlattığımda sesini bile çıkarmıyordu.”


Burak Akkurt 18 yaşında ve lise son sınıf öğrencisi. “Keyifli Yaşam” isimli danışmanlık merkezinin ortaklarından ve reiki dersleri veriyor. Ayrıca indigo çocuklara da danışmanlık yapıyor. Onların problemlerine yardımcı olmaya çalışıyor. Çünkü, kendisi de bir indigo. Akkurt’a göre indigo çocuklar zor ve farklılar... Duygu sömürüsüne boyun eğmeyen, bilinen eğitim sistemini değiştirmeye gelen karakterist kişiler. Hatta alışılagelmiş, üstünde düşünülmeyen şeyleri düşündürerek insanların kişisel konforunu bozmaya çalışanlar olarak da tanımlanabilir.


Burak Akkurt da tüm indigolar gibi alışılagelmiş çocuk hallerinin dışındaymış. Daha 8 aylıkken konuşup yürümeye başlamış. Altı yaşındayken kendisinin bir indigo olduğunu öğrenmiş. Annesi kendisini tanımlamaya, anlamaya çalıştığı için büyük çapta problem yaşamamış. Burak’ın en katlanamadığı şey anlamsız kurallar ve klasik eğitim sistemi. Öğretmeni, öğretmeye çalıştığı şeylerin nedenini anlattığı sürece başarılı bir öğrenci olmuş. Aksi durumda ise öğrenememiş.


Şimdi üniversite sınavlarına hazırlanıyor ve psikoloji okumak istiyor. İlkokuldayken başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Matemetik derslerini hiç sevmezdim. Bana anlamsız gelirdi, kavramlar, formüller... Neden öğrenmem gerektiğini de öğretmenim anlatamıyordu, yapamıyordum. Sonra öğretmenim matematik dersinin beynimi, düşünme gücümü kuvvetlendirdiğini örneklerle açıkladı. O yıl okulda matematik birincisi oldum.”


Başka bir indigo da Larzan Aras’ın ilkokul dördüncü sınıfta okuyan oğlu Tuna. Tuna ilkokula başlayana kadar hiç konuşmamış. Bunun için Tuna’yla yaşamak Larzan Aras’a sıkıntılı günler getirmiş. Fakat Tuna, 2.5 yaşında iken onun bir indigo olma ihtimalini öğrenmiş. Tuna’yı annesi şu cümlelerle tanımlıyor: “Sınır çizilmesini istemeyen, saygı duymayı seven ve saygı bekleyen, karşı tarafın bir zayıflığını hissederse bunu sonuna kadar kullanan, asla zevzekleşmeyen, ciddiyetini hep koruyan, ona düzgün davranıldığında düzgün karşılık veren bir çocuk.”


Bir indigoya nasıl davranılmalı?


İndigolar, davranışları, duruşları, tepkileri ve duygularıyla sıradan çocuklardan farklı. Bu farklılık da ister istemez onlara karşı farklı muameleyi gerektiriyor. Eğer onları çözümleyip bir indigo olduğunu anlayabilir ve doğru davranabilirseniz sorunsuz; hatta mükemmel bir çocuğunuz olduğunu düşünmemek elde değil. Fakat, onu anlayamıyorsanız ya da gerekli değişimi yaşayamadıysanız sonu doktorda biten ve muhtemelen hiperaktif teşhisi konulacak bir çocuğa sahipsiniz demektir. Bundan dolayı indigolara karşı duruşunuz önemli.


Kreşte indigo çocuklara yardımcı olan Ayla Özaygen, bir indigoya karşı kesinlikle dürüst olmanız, eğer bir durum karşısında korkuyorsanız bunu ifade etmeniz ve birlikte hareket etmeyi istemeniz gerektiğini vurgulayarak, “Kendi nefsinizin arzusuyla davranış sergilerseniz bu size döner. Ama gerçekten onu düşünüyorsanız bunu hisseder. Asla şımartma seviyesinde olmamalı. Öyle bir şımarır ki bununla baş edemezsiniz.” diye anlatıyor.


İşletme mezunu Nergiz Özcan da bir indigo çocuk annesi... Oğlu Bartu 2,5 yaşında iken indigo kavramıyla tanışmış. Bartu şimdi 7,5 yaşında... Çok zor günler geçirdiğini söyleyen Nergiz Hanım, “2,5 yaşına kadar çok agresifti. Ben klasik yöntemlerle inatlaşarak üstüne gittikçe o, daha da çekilmez oluyordu. Çok zor günler geçirdim. Sonra doğru davranmayı öğrendikten sonra olumlu tepkiler vermeye başladı” diyor. Nergiz Özcan’a göre, indigolara kesinlikle emir verilmemeli, sorunlar karşısında alternatifli çözümler sunulmalı, yetişkin bir birey kabul edilip hakları gözetilmeli, tabiri yerindeyse adam yerine konmalı.


Doktorlara göre indigo çocuk yok


Dr. Sema Özörnek, klasik yöntemlerin indigo için uygun olmadığının altını çizerek “Hangi çocuk ‘ayıp’ kavramını bilir? Bir indigoya bunu öyle yapma ayıp derseniz dünyayı başınıza yıkar. Mantıklı açıklamaları her zaman kabul eder; ama tek başına bir ‘hayır’ı kesinlikle kabul etmez. Yoksa bu çocuk sorunlu, baş edemiyorum demeye başlarsınız.” diye anlatıyor.Kaynakwh webhatti.com: Çoçuklar ve Bebeklerle İlgili Faydalı Bilgiler


İndigo çocuklar başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde bir hastalık tanısı konulmasa da kabul ediliyor, biliniyor, araştırmalar yapılıyor. Birçok doktor da hiperaktiflikten farklı bir tanımı olduğunu biliyor. Bu tarz çocuklar için özel eğitim programları yapılıyor. Türkiye’de ise durum daha farklı. Uzmanlar indigo çocukları kabul etmiyor. Bu tip çocuklar aslında sorunlu varlıklar değil. Fakat doğru davranılmadığı takdirde sorunlu hale geliyor; çoğunlukla da DES (Dikkat eksikliği) ya da DEHS (Dikkat eksikliği-hiperaktif) tanısı konuluyor. Aşırı huysuzluk ve uyumsuzluk gösterdiği için de ritalin adı verilen uyuşturucu ilaçlar veriliyor. Ritalin ise, çocuğu daha sakin, olgun ve dengeli yapıyor ama gerçekten büyümeyi ve ona eşlik eden bilgeliği erteliyor.


Nöropsikiyatri Merkezi doktorlarından Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir uzman olarak indigo çocukların bilimsel olarak kabul edilmediğini söylüyor. İndigo çocukları hiperaktif çocuklara verilen yeni bir isim ve tıp karşıtı bir hareket olarak nitelendiriyor. İndigo çocukların hiperaktif çocuklardan farklı olarak öğrenme bozukluğu ve dikkat eksikliği yaşamadığını söylediğimizde ise durumu şöyle açıklıyor: “Aslında bu çocuklar da hiperaktif. Tek farkları çok zekiler ve yüksek zekaları sayesinde hiperaktif olduklarını gizliyorlar. Bunlar, özel olarak eğitilmesi gereken çocuklar. Belirli davranış kalıplarına uyuyor diye bir çocuğa indigo denemez. Bir çocuğa hiperaktif teşhisi koyabilmek için onlarca testten geçiriyoruz. Bilim bu kadar basite indirgenmemeli.”


Dr. Sema Özörnek de bir doktor olmasına karşın indigoyu kabul ediyor ve hiperaktiflikle karıştırılmaması gerektiği üzerinde duruyor: “Hiperaktiflik çocuğun haraketliliği olarak tanımlanıyor. Oysa çocuk tabii ki haraketli ve enerjik olacak. Hiperaktiflerde en büyük belirti öğrenme bozukluğu olmasıdır. Çocuğun dikkatini toparlayıp bir şey anlatmak zordur. Sadece oyuna konsantre olurlar. İndigo olan hareketli çocuklara hiperaktif tanısı konuyor, sonra da ilaçlarla uyuşturuluyor.”


Özörnek, bir indigo çocuğun hiperaktif olabileceğini, hiperaktif bir çocuğun da indigo olabileceğini söylüyor. Çünkü hiperaktiflik bir rahatsızlık ve indigoyu yanlış davranışlarla hiperaktif boyutuna getirmek hiç de zor değil. Nevzat Tarhan, indigo kavramının son zamanlarda yaygınlaşıyor olmasından rahatsız. Çünkü bu çocukların anne-babaları çocuklarının indigo olduğunu kabul edip uzman desteği alması gerektiği halde almıyor. İndigo kavramını kişilerin büyüttüğünü, her anne-babanın çocuğunun zeki olduğunu söylemek istediğini, çocuğunun toplum içinde farklı ve özel algılanmasının hoşlarına gittiğini söylüyor.Kaynakwh webhatti.com: Çoçuklar ve Bebeklerle İlgili Faydalı Bilgiler


İndigonun farkı bellidir


Bebeğim Kreş’den Ayla Özaygen de çocukları indigo olduğu halde ilaç tedavisi uygulatan kişileri eleştiriyor. İndigoları eğer sürünün bir parçası yapamadılarsa ilaçlarla sürünün içine dahil etmeye çalıştıklarını savunuyor. “Her indigo hiperaktif değil, her hiperaktif de indigo değildir.” diyor ve ekliyor: “Anlayabilene indigonun farkı çok bellidir. Onlar küçük yaşlardan itibaren çok kişiliklidir. Anlaşılması bazen zor olabiliyor. Bunun nedeni bizim, kalıplarla onlara bakıyor olmamızdan kaynaklanıyor. Onları anladığınız sürece onlarla yaşamak kolay.”


Üstün zekaları çevrelerindeki her şeyi sorgulamayı, mantık süzgecinden geçirmeyi doğdukları andan itibaren prensip edinen indigoları tanımlarken sıkça vurgulanan konulardan biri de yirmibirinci yüzyılı indigo çocukların kurtaracağı. Ayla Özergen’e göre indigoların zekaları çok üstün demek yalnış. Belirli bir kriter yok. Ama duygusal zekalarının çok güçlü olduğu söylenebilir. Algılama yetenekleri bizden farklı. Duygularını devreye sokmadıkları için de algıları fazla. Çabuk öğreniyorlar, olaylar karşısındaki çözümleri, tavırları kısa ve öz. Bunlar istediği her şeyi yapabilen çocuklar.


İndigo; bir davranış kalıbına veriler tepkiler. Onlarla yaşadığınız müddetçe sizi ve yaşantınızı yükseltiyor. Buna izin verirseniz sorun da kalmıyor. Ama klasik yöntemlerle onun karşısında durmaya çalışıyorsanız o zaman sorunlar başlıyor. Her iki taraf da birbirinden memnun kalmıyor.



AŞIRI HAREKETLİ ÇOCUKLARA YARDIM





Aşırı hareketli çocuklar çevreleri, aileleri, okul ve öğretmenleri tarafından çoğunlukla yanlış anlaşılırlar. Sıklıkla yanlış anlaşılma ve olumsuz değerlendirmelere maruz kalmaları sonucu başarısız ve mutsuz olabilirler. Yaramaz, arsız, aile terbiyesi almamış, söz dinlemez, huysuz, inatçı gibi yakıştırmaları aldıkları gibi, zaman zaman zekâlarından ya da deliliklerinden de şüphe duyulduğu görülmektedir. Tüm bu tatsız yaşantıları çocuk anlamakta, fark etmekte, üzülmekte ve de bütün bunlardan olumsuz etkilenmektedir. Bu etki çocuğu zaman zaman aşağı doğru çekmekte, başarı düzeyini düşürmekte hatta davranış bozukluklarına itmektedir. Aşırı hareketlilik hiçbir zaman bir davranış bozukluğu değildir. Ama ailenin bu konu hakkında bilgi eksikliğinden dolayı çocuğu baskı altına almaya veya disipline etmeye çalışması yani sert ve cezai tedbirler alması aşırı hareketli çocuğu davranış bozukluklarına itebilmektedir.
Bilinmesi gereken bir başka konu ise aşırı hareketlilik ve dikkat dağınıklığı birbiriyle ters orantılıdır. Aşırı hareketlilik artıkça dikkat azalır, aşarı hareketlilik azaldıkça dikkat artar. Yani hareket fazla ise dikkat az olacaktır. Bu durumu bilmekte fayda vardır. Bu durumdan dolayı da çocuğunuza kızıp onu cezalandırarak ona bir şey kazandıramayacağınızı bilmelisiniz.
Aşırı hareketlilik gensel bir durumdur. Doğuştan gelir. Soya çekime bağlıdır. Çocuk isteyerek aşırı hareketli olmaz. Aşırı hareketli olmaktan kendi gücüyle ve kontrolüyle kurtulamaz. Çoğunlukla kişiler bu tip çocukların ilgi çekmek için böyle davrandığını düşünebilirler. Bu fikir doğru değildir. Bu çocuklar ilgi çekmek için değil farkında olmayarak böyle davranırlar. İlgiden hoşlanırlar ancak tutarsız ilgi karşısında dengesiz davranışlar gösterebilirler. İlgilenilmek hiçbir durumda onların davranışlarını bozmayacaktır. Aşırı hareketliliğin özelliklerini bilmek bu durumla %80 oranında baş edebilme olanağı sağlayabilmektedir. 

Aşırı Hareketli Çocukların Özellikleri:
1. Çocuğunuz çok hırçınsa,
2. Yerinde duramıyorsa...
3. Zarar verici olabiliyorsa.
4. Söz dinlemiyorsa.
5. Uyulması gereken kurallara uymada zorlanıyorsa.
6. Kendini ve davranışlarını kontrol edemiyorsa.
7. Sürekli olarak bir yerlerini sağa sola çarpacak kadar hareketliyse.
8. Yemek yerken çoğunlukla üzerine döküyorsa.
9. Özellikle aile bireylerinin dışındaki kişilerin yanında da fazlasıyla yaramazsa.
10. Pek çok yerde yaramaz diye adı çıkıyorsa.
11. Onun yapmadığı suçlarda onun üzerine kalabiliyorsa.
12. Her şeyi mutlaka ellemek, tutmak, eline almak istiyorsa.
13. Arkadaşlarıyla oyun oynama süresi sınırlıysa.
14. Yuvaya gittiğinde diğer çocuklardan farklı yanlarının olduğu fark ediliyorsa.
15. İlkokula başladığında zeki olmasına rağmen zorlanıyorsa.
16. Harfleri ve sayıları karıştırıyorsa.
17. Harfleri ve sayıları ters yazıyor ve okuyorsa.
18. Ödevlerini kaydetmeyi beceremiyorsa.
19. Ödevlerini yanlış anlıyor veya yanlış yapıyorsa.
20. Ödevlerini yaptığı halde evde unutuyorsa.
21. Okulda eşyalarını unutuyor ya da kaybediyorsa.
22. Öğretmeni ondan şikâyetçi oluyorsa.
23. Serviste arkadaşlarını rahatsız ediyorsa, serviste ondan sık sık şikâyet geliyorsa.
Yukarda saydığımız özelliklerden 10 adedi sizin çocuğunuz için geçerliyse, bir psikologdan yardım istemeniz gerekecektir. Bu özellikleri taşıyan çocuklar yuvaya ya da okula başladıklarında sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Öğretmenleri onlarla baş etmekte zorlanabilirler. Doğrusu, bu durum fark edildiğinde derhal psikolojik yardım almaktır. İlkokul 1. ve 2. sınıflarda alışma devresi diye hoşgörü gösteren öğretmenler, 3. sınıfta da sorunlar devam ettiğinde hoşgörü göstermezler. Bu çocuklar için artık psikolojik yardım almanın zamanı gelmiştir. Daha fazla gecikilirse çocuk bu durumdan zarar görebilir.

Aşırı hareketlilik kriterlerinden biri de çocuğun başkalarının, arkadaşlarının, öğretmeninin sözünü kesme davranışıdır. Böyle özellikleri olan çocuklar aşırı ölçüde sabırsız olduklarından, beklemeye veya bekletilmeye karşı kendilerini kontrol edemezler. Siz ne kadar "dur, bekle" veya "sıranı bekle, bak ben meşgulüm, görüyorsun" deseniz de, çocuk bu duruma uyamaz. Israrcıdır. Mantık olarak durumu gördüğü ve anladığı halde, sabırsızlık ve ısrarcılık davranışını sürdürür. Annenin veya karşıdaki kişinin sinirlerini bozar, yıpratır. Kavga çıkarır. Sözü kesme özellikle sınıfta yaşanır. Öğretmen böyle bir çocukla eğitim yaparken zorlanır. Zaman zaman patlar. Aşırı hareketli bir çocuk hem sınıfın uyumunu hem de öğretmenin konsantrasyonunu bozabilir. Grup oyunlarında veya etkinliklerinde oyunu kesebilir veya grup çalışmasına katılamaz, grubu engeller veya bozar. Oyunun veya grubun kurallarını bilir ama uyamaz. Bu durum grubun konsantrasyonunu etkiler. Aşırı hareketli çocukların, arkadaşlarıyla anlaşması zordur. Arkadaşları bu çocukları hem severler hem de anlayamazlar. Bu çocuklar, arkadaşları tarafından kabul görmemekten çok etkilenirler.
Anne-babalardan uzmanların istediği pek çok şeyden biri; böyle bir çocuğa sahipseniz, bu çocuğa öncelik tanıyın. Onun sabırsızlığının aşırı hareketliliğin bir belirtisi olduğunu bilin.

Aşırı hareketli çocuklar insan ilişkilerinde zorlanırlar. Özellikle yaşıtlarıyla anlaşırken çok iyi başlarlar ama kısa bir süre sonra hemen büyük bir çekişme yaşarlar. Bu durum kardeşlerle ise sürekli tekrarlanır. Anne o kadar gerilir ki, zaman zaman çileden çıkar. Anlaşamama konuları önemli olmamasına rağmen, çok kısa sürelerle tartışmalar tekrarlanır. Aşırı hareketli çocuk ilk çocuksa bazen aile ikinci çocuğu düşünmez. Bu durum aşırı hareketli çocuklar açısından da uygundur. Bu durumda da eve gelen misafirlerin çocuklarıyla kavga çıkartabilmektedirler. Anneler bu durumu "arkamı döner dönmez büyük bir bağırış veya sürtüşme ortaya çıkıyor. Ben yanlarına geldiğimde iyiler. Ama kendi başlarına oynarken hemen kavga ortamına giriyorlar." şeklinde anlatmaktadırlar.
1. Bu çocuklar aşırı hareketli oldukları için, karşılarındaki çocuk veya yetişkinlerin davranışlarını, sözlerini iyi bir şekilde izleyememektedirler.
2. Aşırı aceleci, sabırsız olduklarından da sorunlar yaşayabilmektedirler.
3. Aşırı hareketli çocuklar dikkatte zorlandıkları için hareket halinde oldukları zaman, ortamda olan bazı olayları fark edemeyebilirler. Çevrelerinde olanları doğru takip edemezler. Aşırı hareketleri algılamalarını engellemektedir. Annelerinin, kardeşlerinin, ablalarının, ağabeylerinin ve de arkadaşlarının yüzlerine dikkatle bakmazlar. Yuva veya okul yaşı geldiğinde, bu anlaşamama daha da belirginleşir.
Yuvada diğer çocuklarla oynarken çok zorlanırlar; ya devamlı dayak yerler ya da devamlı dayak atarlar. Yuva veya ilkokulda istenmeyen çocuklar haline gelirler. Yuvada ve okulda istenmeyen çocuk haline gelir. Böyle durumlarda psikolojik yardım almak yararlı olur.